Esav ile Yakup’un hikayesi anlatılıyor İthaki Yayınları arasında 2024’te çıkan bu kitapta. Okan Çil’in kaleme aldığı eserde çölün zorlu yaşam koşulları içerisinde tükenen ömürler resmediliyor.
İsmail ile İshak arasında yaşanan talihsiz ayrılığın bir benzeri Yakup ile Esav arasında da zuhur ediyor kaderin bir cilvesi olarak.
Esav ve Yakub. Hayatları Yakın Doğu tarihine ve kutsal kitaplara kaydedilen ikizler olarak biliniyor. Aralarında yaşanan rekabetle Tanrı’nın iradesine karşı gelip gelmediklerini sorguluyorlar. Bir yandan da bu rekabetin Tanrı’nın planının bir parçası olup olmadığı etrafında kuşkular yükseliyor.
Okan Çil’in dördüncü romanı olarak yayınlanan Peygamber başlıklı bu kitapta Esav ve Yakub’un rahimde başlayıp peygamberliğe uzanan iktidar mücadelesi etkili bir anlatımla hikâyeleştiriliyor.
Binlerce yıl önce aile olabilmeye, evlat sevgisindeki eşitliğe, yalana, uçsuz bucaksız öfkeye, affetmeye, dostluğa ve aşk uğruna yapılan fedakârlıklara düşülmüş kayıtları sunuyor okura bu roman.
İnkisarların bir tezahürü olarak şu paragraf çok çarpıcı:
“Her şekilde kaybediyorsan acını diri tut Esav! Yolda karşılaştığın bütün insanlar sadece suratına bakarak dahi çektiğin zulmü anlasınlar. Her şekilde kaybediyorsan öyle bir kaybet ki yeryüzünde hiç kimse senin mertebene erişemesin. Serüvenin asırlar sonra bile dilden dile dolaşsın. Her şekilde kaybediyorsan, bırak seni kötüleyen ağıtlar kaplasın ortalığı. Gölgeni dahi görmeyenler sana lanet etsinler. Her şekilde kaybediyorsan, nasıl olsa kaybedeceksen, ömrün boyunca başını yerden kaldırma. Matemin yedi düvele yayılsın. Dünyadaki bütün aldatılanlara, bütün kadersizlere, dünyadaki sevilmeyen bütün çocuklara Esav desinler.”

Romanın genel bakış açısı içerisnde, İsmail’’in bir kölenin çocuğu olduğu için taşrada yaşamaya mahkum edilmesinin verdiği ıstırap ile, halkına önderlik etme hakkına sahip olmasına rağmen haksız bir muameleye maruz kaldığı için Esav’ın ikinci bir konuma razı olmak zorunda kalmasında yaşanan benzerlikler çok edebi ve etkili biçimde vurgulanıyor.
Maceralı ve zorluklarla dolu çöl yaşamı çok iyi betimlemelerle hikayelendiriliyor romanda. Senarist özellikleriyle ön plana çıkan velud bir yazar olarak Okan Çil, kitapta bütün boyutlarıyla edebi hünerini göstermiş.
Kitapta etkili biçimde Yahudi (ve İslam) inanışları içinde çokça geçen bazı peygamber motiflerinin içsel yolculuklarına atıflar yapılıyor. Çölü, göçebe yaşamını, aile içi ayak oyunlarının sıradanlığını, aşkı ve bu doğal durumların içinden geçtiği ilahi süzgeci ustalıkla resmediyor eser.
İthaki’nin bu çarpıcı kitabında Esav’ın gözünden ve iç dünyasından çarpıcı metafotlar kullanılmış.
Esav’ın yaşadıkları sonunda ortaya çıkan derin inkisar halinin bir sonucu olarak ağzından çıkan şu cümle, inkisar ve kırgınlık dolu milyonlarca yaşamı özetliyor adeta. Yaşamdan umduğunu bulamayan ve en yakınlarından en incitici muamelelere maruz kalan her insanın dilinden dökülmesi olası kelimeler olabilir bu cümle:
“Keşke bu dünyaya hiç gelmeseydim“
…
- Kitabın künyesine ve kısa içeriğine göz atmak için lütfen bkz. https://www.kitapyurdu.com/kitap/peygamber/673668.html
- Kitap üzerine yazar Okan Çil ile yapılan güzel bir söyleşi için bkz. https://www.literaedebiyat.com/post/peygamber-okan-cil-soylesi
- Abdullah Ezik‘in sanat kritik için yaptığı güzel bir söyleşi için bkz. https://sanatkritik.com/soylesi/okan-cil-yillarca-arzuladiginiz-seyin-dikenli-bir-yol-oldugunu-anladiginizda-ne-yaparsiniz/