Addis Ababa’dan Birleşmiş Milletler Kürsüsü’ne
Gülistan ALPASLAN*
25 Mayıs günü, 1963 yılından bu yana Dünya Afrika Günü olarak anılıyor. Bu, Etiyopya’nın başkenti Addis Ababa’da 32 Afrika devletinin bağımsız liderleri tarafından Afrika Birliği Örgütü (1963)’nün kurucu metninin imzalandığı tarihtir. Bugünkü Afrika Birliği’nin (2002) temeli olan bu örgüt halen Afrika’nın bütünleşmesi ve kalkınması hedefini ve haysiyet/onur vurgusunu sürdürmektedir.
Aradan altmış iki yıl geçmiş olmasına rağmen aynı hedeflerin peşinde olan Afrika için elbette değişiklikler de söz konusu oluyor. En son 2025 yılında, Afrika Birliği’nin 2025 yılını “Afrikalılar ve Afrikalı Kökenli İnsanlar İçin Tazminatlar Yoluyla Adalet Yılı” ilan etmesi derin etkiler yaratan bir değişiklik oldu. Bu sembolik bir tavır olmanın ötesinde bir hareket oldu.
Nitekim 2025 yılı, Afrika İnsan ve Halk Hakları Mahkemesi adli yılının “Onarımlar Yoluyla Adaleti ilerletmek” temasıyla açılmasını beraberinde getirdi. Açılış konuşmalarında, Onur Konuğu olarak davet edilen Yeşil Burun Adaları Devlet Başkanı José Maria Pereira Neves yeni ve yeniden bir dekolonizasyon ihtiyacına vurgu yaptı. Neves nefret söylemiyle yüzleşebilmek kadar ırkçı ve üstünlükçe ideolojilerin canlanmasının getirdiği zorluklarla da yüzleşebilmenin önemine işaret eden bir çağrıda bulundu (The African Court on Human and Peoples’ Rights AfCHPR, 2025).
Afrika için onarıcı adalet onarıcı adalet mekanizmalarının klasik anlamda hukuki tazminat mekanizmasının ötesine geçen süreçleri işaret etmeye başlaması önem taşıyor. Tarihsel olarak maruz kalınan sistematik adaletsizliklerin tanınması, bu adaletsizliklerin doğurduğu yapısal sonuçların dönüştürülmesi ve yeni bir eşitlikçi düzenin inşa edilmesi süreçleriyle birlikte tartışılmaya başlanıyor. Bu da zihniyet değişimi ve Afrika’nın failliğinin geri kazanılmasına odaklanılması anlamına geliyor.
Son zamanlarda güçlü bir zemin kazanan zihinsel dekolonizasyon platformları; meselenin sadece ekonomik olmadığı ve aynı zamanda bir bakış açısı kazandırmak olduğunu, sadece tazminat kazanmak değil bir anlatı inşa etmenin dert edildiğini öne çıkarmaya başladı. Bu öne çıkışın neden 2025 yılı ile birlikte hız kazandığı ve neden şimdi gündeme geldiğinin yanıtı uluslararası konjonktürde bulunabilir. Uluslararası ortam artık dekolonizasyon tartışmasını ertelemeye izin vermiyor.
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu 25 Mart 2026 gibi yakın bir tarihte A/80/L.48 sayılı kararı ile “Köleleştirilmiş Afrikalıların Ticareti ve Afrikalıların Irksal Köleleştirilmesini İnsanlığa Karşı En Ağır Suç” olarak ilan eden bildiriyi 123 olumlu, 3 karşı ve 52 çekimser oyla kabul etti. Karar, bağlayıcı olmasa da söylem, norm ve müzakere zemini inşa etmesi bakımından tarihi bir kilometre taşı niteliğinde. Karar bağlamındaki onarıcı adalet çerçevesi, Afrika’da self-determinasyonun içsel boyutunun nasıl güçlendirilebileceği ve kıtanın uzun vadeli yapısal dönüşümü için nasıl bir stratejik yol haritası oluşturulabileceğini gündeme taşımış olmaktadır.
Gana Cumhurbaşkanı John Dramani Mahama, BM Genel Kurulu’na hitaben yaptığı konuşmada köle ticaretini “insanlığa karşı işlenmiş en büyük suç” olarak nitelendirdi. Karar yalnızca tarihsel bir suçun tanınması değil, aynı zamanda bu suçun günümüze uzanan yapısal sonuçlarının dönüştürülmesi için uluslararası düzeyde bir irade beyanı niteliği taşımaktadır (UN, 2026). Bugün Afrika liderlerinin borç yeniden yapılandırması masasına oturduğunda, elinde artık yalnızca ekonomik veriler değil, aynı zamanda bu normatif destek de olduğunda bu küçük bir fark olmaktan çıkıyor.
Afrika Birliği’nin hedefleri, onarıcı adalet perspektifiyle güçlendirilmiş yeni bir Afrika Günü ile daha Afrika’nın birliği ve bütünleşmesi vurgusunu hatırlatmaya devam etmektedir. Onarıcı adalet kavrayışı, Afrika’nın geçmiş ve güncel çok katmanlı krizlerden çıkışında yalnızca geçmişe dönük bir telafi aracı değil, aynı zamanda geleceğe dönük kurucu bir paradigma olarak öne çıkmaktadır. Onarıcı adalet tartışmaları, onarıcı adaletin geçmişe gömülü bir düşmanlık şeklinde çerçevelendiği yaklaşımın kavramsal olarak da siyasi olarak da odağının yanlışlığını ortaya koymuş olmaktadır. Onarıcı adalet ve Afrika Birliği önderliğindeki çabalar geçmişin rövanşı değil geleceği kurma iradesidir.
Afrika’nın bugünkü krizlerinden hammadde tuzağı, borç sarmalı, teknoloji transferine erişimsizlik, yerel kurumların kronik kırılganlığı gibi meseleler “yönetim başarısızlığı” olarak sınırlanmanın ötesine geçmektedir. Bu meseleler sömürgecilik döneminin kurumsal miraslarının bağımsızlık sonrasında da yeniden üretilmesinin sonuçları olarak ele alınmaktadır. İşte bu yüzden onarıcı adalet bir “özür talebi” değil; bir “yapısal dönüşüm programı” olarak okunmalıdır.
Bu noktada Türkiye’nin tutumuna dikkat çekmek gerekiyor. Sömürgeci bir geçmişi olmayan, kıtaya “eşit ortak” olarak yaklaşmayı seçen ve “Afrika sorunlarına Afrikalı çözümler” ilkesini dış politikasının merkezine yerleştiren Türkiye, bu tabloda özgün bir konumda duruyor. Bu pozisyonu, soyut bir iyi niyet beyanı olarak değil; onarıcı adaletin somutlaşması için gereken yatay ortaklıkların bir modeli olarak değerlendirmek mümkün.
Bugün 25 Mayıs.
Afrika Birliği’nin 62 yıl önce kuruluşunu ilan ettiği gün, kıta liderleri “bütünleşmiş, müreffeh ve barış içinde bir Afrika” hayalini dile getirdi. O hayal hâlâ canlı ve o ses hâlâ yüksek. Giderek yükselen bu ses artık yalnızca kıtadan değil. BM kürsülerinde, uluslararası mahkemelerde, borç müzakeresi masalarında, müze koridorlarında ve ders kitabı tartışmalarında yankılanıyor. Afrika Birliği’nin 2025’i adalet yılı ilan etmesi, bu sesin örgütlü, kararlı ve stratejik bir çerçeveye kavuştuğunun bir göstergesidir. Altmış iki yıl önce Addis Ababa’da imzalanan o kuruluş belgesi “özgürlük” kelimesiyle başlıyordu.
Bugün Afrika Birliği o kelimenin sadece siyasi bağımsızlıkla değil, ekonomik egemenlikle, kültürel onurla ve tarihsel hesaplaşmayla tamamlandığını ilan ediyor. Dünya Afrika Günü her yıl bir hatırlatma olarak geliyor; bu yıl bir çağrı olarak geliyor.
Kıtanın 1,4 milyar insanına yapılan bu çağrı şu: Geçmişinizin yükünü sırtınızda taşımak zorunda değilsiniz; onu tarihin doğru yerine koyma hakkınız var. Duymak isteyenler için bu çağrı yeterince açık.
*: Kırıkkale Üniversitesi, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi, iletişim: gulistan@kku.edu.tr
- The African Court on Human and Peoples’ Rights (AfCHPR). (2025). https://www.african-court.org/wpafc/wp-content/uploads/2025/02/Speech-by-His-Excellency-Jose-Maria-Neves-President-of-the-Republic-of-Cape-Verde-3-Feb-25-ENG.pdf
- United Nations (UN). (2026). UN resolution urges reparations for slavery’s ‘historical wrongs’. https://news.un.org/en/story/2026/03/1167199