Veda Hutbemi Koridorlara ithaf ediyorum…
İkiz Ay’a Veda: Bir Ömre Sığan Yolculuğun Son Durağı
Ey gökyüzünün iki ışıklı zarafeti, İkiz Ay,
Bugün sana yazarken kelimelerimin arasına hem bir veda hüznü hem de minnet dolu bir sevgi sızıyor. Gökyüzüne baktığımda senin o sessiz yolculuğunu izlerken, kendi hikâyemi de görür gibiyim. Kırk yıl boyunca bana yoldaşlık eden, ışığıyla yolumu aydınlatan üniversitemden ayrılıyorum bugün. Bu mektup, bir gökyüzü yolcusunun, ardında bıraktığı ışıklara minnettarlığını anlatma çabasıdır.
Kırk yıl… Nasıl anlatılır bu kadar uzun bir zaman? Yıllar su gibi aktı, ama hr biri bir damla gibi ruhuma işledi. Üniversite benim için sadece bir iş yeri olmadı. Her sabah anfilere ve koridorlara adım atarken, duvarlarına dokunurken, sanki bir yuva sıcaklığı hissettim. Orası bana nefes oldu, yaşam oldu, kimliğimin bir parçası oldu. Bugün oradan ayrılırken, geride bir ömrü, bir hayali, bir hikâyeyi bırakıyor gibi hissediyorum. Ve bu his, sevgili İkiz Ay, senin karanlığa gömüldüğünde bile ışığını hep sakladığını hatırlatıyor bana.
Düşünüyorum da, kırk yıl boyunca neler sığmadı ki o duvarların arasına… Sınıfların havasında yankılanan kahkahalar, derslerde sorulan merak dolu sorular, koridorlardan taşan tartışmalar… Öğrencilerimin gözlerindeki o ilk parıltıyı gördüğüm anları unutmam mümkün mü? Onların her biri, hayatımın bir yıldızı oldu. Gökyüzümde ne kadar çok yıldız var şimdi, her biri bir başka şehirde, bir başka ülkede parlayan. Belki birisi bir öğretmen, birisi bir bilim insanı, bir diğeri bir anne ya da baba… Onların başarıları benim hikâyemin en güzel sayfaları oldu.
Ama her yolculuğun bir durağı vardır, değil mi? Tıpkı senin bazen bir hilale dönüşmen gibi, benim de bu yolculuğu burada bırakmam gerekiyor. Belki ışığım eksiliyor gibi hissediyorum, ama biliyorum ki ardımda bıraktığım şeyler hep parlamaya devam edecek. Benden sonra o sınıflara kimler girer, o koridorlarda kimler yürür bilmiyorum. Ama eminim ki, paylaştığım bilgiler, anılar ve sevgiler, o taşların arasında bir yankı gibi yaşamaya devam edecek.
Ve eğer bir gün, serin bir sonbahar sabahı, yine kampüse yolun düşerse…
Bir gün veda etmeden ayrılırsam senden
Tane tane yapraklar dökülürken mezarıma
Ve sen de serin bir havada yine gidersen kampüse
Gül ağacının altında beraber ağladığımız serin günü hatırla.
Sevgili İkiz Ay, senin özlediğin bir gülümseme var, değil mi? O gülümsemeye kavuşacağın gün, ışığın daha parlak olacak. Benim de içimde bir özlem var. Geride bıraktığım yuvamı, o güzel insanları, o anıları özleyeceğimi biliyorum. Ama bu özlem, bir keder değil; aksine, minnettarlığın ve sevginin bir yansıması. Çünkü sevdiğin bir şeyden ayrılmak, onun değerini her şeyden çok bildiğini gösterir.
Kırk yıl boyunca bu yolculuğu yalnız yapmadım. Yanımda dostlarım, öğrencilerim, kitaplarım ve meslektaşlarım vardı. Onların desteği, anlayışı ve sevgisi olmasaydı, bu kadar uzun bir süre aynı tutkuyla devam edemezdim. Her birine minnettarım. Onların gözlerinde, sözlerinde ve gülümsemelerinde kendi emeklerimin karşılığını buldum.
Bugün, tıpkı senin geceyi terk ettiğin anlarda olduğu gibi, bir karanlığa çekiliyormuşum gibi hissediyorum. Ama biliyorum ki, bu bir son değil. Gökyüzünde kaybolan her ışık, başka bir yerde yeniden doğar. Benim ışığım da, belki başka bir gökyüzünde, başka bir hikâyede parlayacak. Ve senin gibi, her kayboluşta yeniden doğmayı öğrenmek için bir fırsat bulacağım.
Ey İkiz Ay, gökyüzünün zarif yolcusu, bugün bu mektubu sana emanet ediyorum. Çünkü sen, sessiz ama güçlü bir yolculuğun sembolüsün. Kendi hikâyemi anlatırken, senin ışığını bir rehber olarak görüyorum. Dilerim, özlediğin o gülümsemeye kavuşursun. Ve ben de, ardımda bıraktığım yuvanın hep güldüğünü, büyüdüğünü, geliştiğini görürüm.
Bu bir veda, ama aynı zamanda bir teşekkür. Üniversiteme, dostlarıma, öğrencilerime ve bu yolculuğu anlamlı kılan herkese… Minnetle, sevgiyle ve biraz da hüzünle…
Her zaman ışıkla kal, sevgili üniversitem, sevgili fakültem.
Sevgili Yolların Sonu.
Bir Gökyüzü Yolcusu
Zekai Özdemir
Sevgili Zekai hocam, bunlar ne güzel duygular, ne içiten bir veda ve ne kadar feyz verici bir sesleniş… Sözlerinizde Hintli şair Tagore’un yankısını duydum sanki… bu yeni dönem size hayırlar getirsin. Sevgi ve hürmetlerimi sunuyorum hocam. Allah’a emanet olun❤