Devletlerin gücü çoğu zaman yanlış yerlerde aranır. Silahlar, teknolojiler, ordular ve ekonomik büyüklükler devletlerin görünen kuvvetidir; fakat asıl dayanıklılık çoğu zaman görünmeyen bağlarda gizlidir. Bu bağların başında ise vatan duygusu, tarih şuuru ve milliyet bilinci gelir. Bir toplumun devletine bakışı, o devletin krizler karşısında nasıl davranacağını da büyük ölçüde belirler.
Bu çerçevede karşılaştırılması ilginç iki model vardır: İran ve ABD.
Bu iki devlet yalnızca farklı siyasi sistemlere sahip değildir; aynı zamanda farklı tarihsel oluşumların ürünüdür. Birinin temeli tarihsel millet ve medeniyet devamlılığıdır, diğerinin temeli ise modern vatandaşlık sözleşmesidir.
⸻
İran: Teolojik Görünümlü Bir Milli Devlet
Bugünkü İran çoğu zaman yalnızca teokratik bir rejim olarak değerlendirilir. Oysa İran’ı yalnızca dini bir rejim üzerinden anlamaya çalışmak, bu ülkenin çok daha derin olan tarihsel ve milli karakterini gözden kaçırmak demektir.
İran, birkaç yüzyıllık bir devlet değil; binlerce yıllık bir medeniyet coğrafyasının devamıdır. Ahamenişlerden Sasani dönemine, oradan İslam sonrası hanedanlara kadar uzanan uzun bir tarih zinciri vardır. Bu zincir İran toplumunda güçlü bir tarih bilinci oluşturmuştur.
İran toplumunun önemli iki büyük damarı vardır:
• Farisiler
• Türkler
Türkler İran tarihinde yalnızca bir azınlık değildir; aksine İran devlet geleneğinin şekillenmesinde önemli roller oynamışlardır. Özellikle Safevî Devleti, İran’ın siyasal ve mezhepsel kimliğini belirleyen en önemli dönüm noktalarından biridir ve bu devlet Türk kökenli bir hanedan tarafından kurulmuştur. Daha sonraki dönemlerde de Türk kökenli hanedanlar İran siyasetinde etkili olmaya devam etmiştir.
Dolayısıyla İran toplumu tek etnik unsurdan oluşmasa bile ortak bir vatan ve tarih fikri etrafında birleşmiştir. İranlı için devlet yalnızca yönetim mekanizması değildir; aynı zamanda medeniyetin devamıdır.
Bu nedenle dış tehdit veya savaş gibi durumlarda İran toplumunda genellikle şu refleks ortaya çıkar:
Devlet ile toplum arasındaki mesafe daralır ve tarihsel kimlik daha güçlü hissedilir.
Bu durum birçok tarihsel örnekte görülmüştür. İran toplumunda kriz anlarında iç parçalanma yerine dışa karşı birlik eğilimi daha belirgindir.
⸻
ABD: Vatandaşlık Temelli Bir Devlet Modeli
Buna karşılık Amerika Birleşik Devletleri tamamen farklı bir tarihsel modelin ürünüdür.
Amerika klasik anlamda bir milletin tarihsel gelişimi sonucunda kurulmuş değildir. Bu devlet, büyük ölçüde farklı coğrafyalardan gelen göçmen toplulukların yeni bir siyasi düzen kurmasıyla ortaya çıkmıştır. Bu nedenle Amerika’nın temel bağı etnik veya tarihsel birlik değil, vatandaşlık sözleşmesidir.
Amerika’yı bir arada tutan temel unsurlar şunlardır:
• Anayasal düzen
• Hukuki vatandaşlık
• Bireysel özgürlük ideali
• Ekonomik fırsatlar
Amerikan kimliği çoğu zaman “millet”ten ziyade “vatandaşlık” üzerinden tanımlanır. Bu model siyaset biliminde çoğu zaman “civic nation” yani vatandaş milleti olarak adlandırılır.
Bu sistem büyük bir dinamizm yaratmıştır. Farklı kökenlerden gelen insanların ortak bir siyasi çerçevede birleşmesi Amerika’yı modern dünyanın en güçlü ekonomik ve teknolojik merkezlerinden biri hâline getirmiştir.
Fakat bu modelin farklı bir özelliği daha vardır:
Toplum çok sayıda etnik, kültürel ve tarihsel topluluğun birleşmesinden oluştuğu için kimlik duygusu çoğu zaman parçalıdır.
Amerika’da:
• Latin kökenliler
• Afrika kökenli Amerikalılar
• Avrupa kökenli topluluklar
• Asya kökenli topluluklar
gibi birçok farklı tarihsel topluluk vardır. Bu durum toplumun zenginliğini artırırken aynı zamanda kimlik tartışmalarını da sürekli canlı tutar.
⸻
Milli Devlet ile Vatandaş Devletinin Farkı: Bir Karşılaştırma
Bu iki model arasındaki fark yalnızca siyasi değildir; aynı zamanda sosyolojik ve psikolojik bir farktır.
Milli devletlerde:
• Tarih ortak hafızadır
• Vatan duygusu güçlüdür
• Kültürel süreklilik vardır
• Toplum kriz anlarında daha kolay kenetlenebilir
Vatandaş devletlerinde ise:
• Birleştirici unsur hukuki vatandaşlıktır
• Birey ön plandadır
• Kimlik daha çok bireysel tercihler üzerinden şekillenir
• Toplum çok katmanlıdır
Dolayısıyla bir milli devlet ile bir vatandaş devletinin krizlere verdiği tepkiler farklı olabilir.
Milli devletlerde toplum çoğu zaman tarihsel kimliğini koruma refleksi ile hareket eder. Vatandaş devletlerinde ise krizler bazen toplumsal tartışmaları ve kimlik farklılıklarını daha görünür hâle getirebilir.
⸻
İran’da İç Savaş Neden Zor Görülür?
Bu perspektiften bakıldığında İran toplumunda güçlü olan üç duygu dikkat çeker:
1. Vatan duygusu
2. Tarih bilinci
3. Milliyet şuuru
İranlılar için ülke yalnızca bir coğrafya değildir; aynı zamanda tarihin taşıyıcısıdır. Bu nedenle dış baskılar karşısında toplum çoğu zaman iç tartışmalarını ikinci plana bırakabilir.
Bu durum, İran’da iç savaş ihtimalinin sosyolojik olarak düşük görülmesinin sebeplerinden biri olarak yorumlanır.
⸻
Sonuç: Devletleri Ayakta Tutan Görünmez Bağlar
Devletlerin kaderi yalnızca askeri güçle belirlenmez. Asıl belirleyici olan şey çoğu zaman toplumların kendilerini nasıl tanımladıklarıdır.
Bir toplum kendini ortak bir tarihin ve vatanın parçası olarak görüyorsa, o toplum kriz anlarında güçlü bir dayanıklılık gösterebilir. Buna karşılık yalnızca hukuki vatandaşlık bağları üzerine kurulu toplumlarda dayanıklılık daha çok kurumsal yapıların gücüne bağlıdır.
Bu nedenle İran ile Amerika arasındaki fark yalnızca iki devlet arasındaki fark değildir. Bu aynı zamanda iki farklı devlet anlayışının ve iki farklı medeniyet modelinin karşılaştırılmasıdır.
Bir tarafta tarih ve vatan etrafında şekillenmiş milli devlet,
diğer tarafta hukuki vatandaşlık etrafında kurulmuş modern devlet.
Ve çoğu zaman tarih bize şunu göstermiştir:
Devletlerin gerçek gücü, toplumlarının kalbinde yaşayan görünmez bağlarda saklıdır.