Hukukun Üstünlüğü ve Ekonomik Gelişme İlişkisi
Hukukun üstünlüğü, hukukun devlet otoriteleri dâhil herkese eşit, tutarlı ve tarafsız uygulanmasını ifade eder. Temel bileşenleri arasında yargı bağımsızlığı, yasal belirlilik, hesap verebilirlik, temel hakların korunması ve yolsuzlukla mücadele bulunur. Dünya Bankası, hukukun üstünlüğünü bireylerin hukuka güvenip uyduğu, bağımsız yargının var olduğu ve suçun kontrol altında tutulduğu bir düzen olarak tanımlar.
Kurumsal iktisat teorisine göre sağlam hukuki kurumlar ekonomik aktörlerin güvenini artırarak yatırım ortamını iyileştirir. Nobel ödüllü iktisatçı Douglass North, uzun vadeli ekonomik büyümenin hukukun üstünlüğüne bağlı olduğunu vurgularken, Acemoğlu ve Robinson ise kapsayıcı kurumların refahı artırdığını savunur. Özellikle mülkiyet haklarının ve sözleşmelerin korunması, girişimcilik faaliyetlerini teşvik ederek yabancı yatırımları artırır.
Ancak hukukun üstünlüğü ile ekonomik performans arasındaki ilişki her durumda aynı netlikte olmayabilir. Bazı ülkeler kısa vadede, hukuki kurumlar zayıf olsa bile ekonomik büyüme yakalayabilir fakat bu tür büyümenin uzun vadede sürdürülebilir olmadığı kabul edilir. Genel kanı, güçlü hukuki yapıların ekonomik gelişmenin hem nedeni hem sonucu olduğudur.
Uluslararası Endeksler Işığında Türkiye’de Hukukun Üstünlüğü (2002-2025)
Türkiye, AKP’nin iktidara geldiği 2002 sonrası hukukun üstünlüğü açısından uluslararası endekslerde önce iyileşme ardından belirgin gerileme göstermiştir. Dünya Bankası’nın Dünya Yönetişim Göstergeleri’ne göre Türkiye, 2005 yılında +0.12 ile zirve yapmış fakat 2023 yılında -0.51 ile tarihinin en düşük seviyesine düşmüştür.1
Transparency International’ın Yolsuzluk Algısı Endeksi’nde ise Türkiye, 2002 yılında 32 puandan 2013 yılında 50 puana yükselmiş, ancak 2023 yılında yeniden 34 puana gerileyerek küresel sıralamada 115. sıraya düşmüştür. 2
Freedom House raporları da benzer bir eğilim göstermiştir. Türkiye, uzun süre “Kısmen Özgür” kategorisindeyken, 2018 sonrası “Özgür Değil” statüsüne gerilemiştir. Bu durumun temel nedenleri olarak 2017 anayasa referandumu sonrası kuvvetler ayrılığının zayıflaması, belediyelere kayyum atanması ve OHAL sonrası hukuk ihlalleri sıralanmıştır.3
World Justice Project’in Hukukun Üstünlüğü Endeksi de Türkiye’nin son yıllarda belirgin biçimde gerilediğini göstermektedir. 2023 yılında Türkiye, 142 ülke arasında 117. sırada, Doğu Avrupa-Orta Asya bölgesinde ise son sırada yer almıştır. Özellikle hükümet gücünün denetimi ve temel hakların korunmasında ciddi eksiklikler olduğu belirtilmiştir.4
Endekslerdeki genel eğilim, Türkiye’nin 2000’lerin başındaki olumlu ivmesini kaybettiğini ve 2010’ların ortalarından itibaren yargı bağımsızlığı, kuvvetler ayrılığı ve temel haklarda ciddi gerilemeler yaşadığını ortaya koymaktadır.
Türkiye’nin Makroekonomik Performansı ve Hukukun Üstünlüğü: Ampirik Bulgular
Türkiye’nin 2002 sonrası ekonomik performansı ile hukukun üstünlüğü alanındaki gelişmeler paralel hareket etmiştir. 2002-2013 döneminde, hukuki reformlar ve AB müzakere süreci ekonomik büyümeyi desteklemiş, kişi başına gelir yaklaşık 3600 dolardan 12.600 dolara çıkmış, yabancı yatırım önemli ölçüde artmıştır.
Bu dönemde yolsuzlukla mücadele ve şeffaflık alanlarında yaşanan iyileşmeler, Türkiye’ye uluslararası yatırım akışını hızlandırmıştır. Ancak 2013 sonrası dönemde hukuki alanda yaşanan bozulmalar ekonomik performansı olumsuz etkilemiş, yatırımcı güveni sarsılmış ve yabancı sermaye akışları keskin biçimde azalmıştır.
2013’teki büyük yolsuzluk soruşturmaları ve 2016 darbe girişimi sonrası OHAL ilan edilmesiyle hukukun üstünlüğü ciddi biçimde erozyona uğramıştır. Bu dönemde ekonomik göstergelerde gerileme görülmüş, 2018 döviz krizi ekonomik güven kaybıyla ilişkilendirilmiştir. Özellikle hukuki zayıflama nedeniyle Türkiye, 10 yıldır kişi başı 8-13 bin dolar seviyesinde sıkışmıştır.
Ampirik veriler, hukukun üstünlüğünün güçlendiği dönemlerde ekonomik performansın yükseldiğini, zayıfladığı dönemlerde ise ekonomik kırılganlıkların arttığını ortaya koymaktadır.
Genel Değerlendirme
Son 20 yılda Türkiye hukukun üstünlüğü konusunda önce iyileşme sonra ciddi bir gerileme yaşamıştır. İlk dönem reformlarıyla yükselen hukuk devleti imajı, son yıllarda yaşanan siyasi müdahaleler ve otoriterleşme eğilimiyle zayıflamıştır. Bu durum ekonomiye de yansımış, ekonomik büyüme ve yatırım performansı kötüleşmiştir.
Mevcut siyasi yönetim altında gerekli hukuki düzenlemelerin yapılması mümkün görünmemektedir. Hukukun üstünlüğünü tesis etmek ve ekonomiyi yeniden istikrarlı hale getirebilmek için siyasi alanda kapsamlı bir değişime ihtiyaç vardır. Ancak muhalefetteki potansiyel iktidar adaylarının çeşitli suç iddialarıyla siyasetten uzaklaştırılması, bu değişimin gerçekleşmesini maalesef ki zorlaştırmaktadır.