ABD-Çin Ticaret Savaşının Ekonomi Politiği

By Özgür Kanbir

ABD-Çin Ticaret Savaşının Ekonomi Politiği

By: Özgür Kanbir

Bu üst başlık, henüz dumanı üstünde tüten, Ekim 2025 tarihinde yayımlanmış olan “The Age of Economic Nationalism: The End of Globalization?” başlıklı kitabımızın içinde yer alan 4 bölüm’e aittir. Bu yazıda bu bölümün literatüre hangi katkıları yaptığı anlatılmaktadır.

ABD ve Çin Arasındaki Ticraret Savaşının Ekonomi Politiği (The Economic Policy of The Us-China Trade War)

1. Nedenselliği Yeniden Çerçeveleme: Ticaret Açığı “Hastalık Değil, Semptomdur”

Bölümün en temel ve en önemli katkısı, ticaret savaşının kökenine dair popüler ve yaygın anlatıyı tersine çevirmesidir. Literatürdeki birçok analiz ve siyasi söylem, ABD’nin ekonomik sorunlarının temel nedeni olarak Çin ile olan devasa ticaret açığını işaret eder. Bize göre ise, ticaret açığı bir neden değil, bir sonuçtur.

Ana Argüman: Bölüme göre asıl “hastalık”, ABD ekonomisinin kendi içindeki yaklaşık yarım asırdır devam eden kronik “düşük tasarruf/düşük net yatırım” paradoksudur. Ticaret açığı ise bu yapısal hastalığın sadece dışa vuran bir “semptomudur”.

Literatüre Katkısı: Bu yaklaşım, tartışmayı “Çin ne yapıyor?” sorusundan “ABD ekonomisinin temel dinamikleri nelerdir?” sorusuna kaydırır. Böylece, korumacı politikaların neden başarısız olduğunu (çünkü sadece semptomu hedef alıp hastalığı tedavi etmediklerini) teorik bir zemine oturtur.

2. “Ayrıcalıklı Sorumsuzluk” (Exorbitant Privilege) Kavramını Merkeze Alma

Bölüm, ABD dolarının küresel rezerv para birimi olmasının getirdiği “ayrıcalıklı sorumsuzluk” kavramını, ticaret savaşının temelini oluşturan dinamiğin merkezine yerleştirir.

Ana Argüman: Bu ayrıcalık, ABD’nin kendi para biriminde borçlanarak sürekli tüketim yapmasına ve düşük ulusal tasarruflarına rağmen yüksek bir yaşam standardı sürdürmesine olanak tanımıştır. Ancak bu “tatlı zehir”, zamanla ABD’nin reel sermaye birikimini ve uzun vadeli büyüme potansiyelini aşındırmıştır. Çin ise bu sistemde, ABD’nin tüketim talebini karşılayan “dünyanın fabrikası” rolünü üstlenmiş ve elde ettiği dolar fazlasını tekrar ABD finansal sistemine yatırarak bu döngüyü beslemiştir (“Bretton Woods II” hipotezi).

Literatüre Katkısı: Bölüm, bu ayrıcalığın artık sadece ABD için bir avantaj olmadığını, aynı zamanda bir yük haline geldiğini vurgular.

Dolar ABD’nin parası ama bizim sorunumuzdu, şimdi ABD’nin de sorunu haline geldi.

Bu açıklama, dönüşümü çarpıcı bir şekilde özetler ve literatüre yeni bir yorum getirir.

3. Korumacılığın Başarısızlığını Ampirik Verilerle Gösterme: “Ticaret Saptırması” (Trade Diversion)

Bölüm, teorik argümanlarını somut verilerle destekleyerek güçlendirir. Özellikle gümrük vergilerinin etkinliğini sorgularken sunduğumuz “ticaret saptırması” analizi önemli bir katkıdır.

Ana Argüman: 2018’den itibaren uygulanan gümrük vergileri, ABD’nin toplam ticaret açığını azaltmamıştır. Aksine, Çin ile olan açık azalırken, bu açığın Meksika ve Avrupa Birliği gibi diğer ticaret ortaklarına kaymasına neden olmuştur. Hatta ABD’nin toplam mal ticaret açığı bu dönemde artmıştır (Bkz. Tablo 1 ve Grafik 7).

Literatüre Katkısı: Bu analiz, korumacı politikaların temel hedefine ulaşamadığını ve sadece küresel tedarik zincirlerinde maliyetli bir yeniden yapılanmaya yol açtığını ampirik olarak kanıtlar. Bu, politikaların etkinliğini değerlendiren çalışmalara somut bir veri seti sunar.

4. Farklı Makroekonomik Teorilerin Sentezi

Bölüm, ABD-Çin ticaret savaşını açıklamak için birden fazla makroekonomik teoriyi bir araya getirerek bütüncül bir çerçeve sunar.

Sentezlenen Teoriler:

“Ayrıcalıklı Sorumsuzluk” (Eichengreen): Doların rolünü açıklar.

“Küresel Tasarruf Bolluğu” (Bernanke): Asya’dan gelen sermaye akışını açıklar.

“Seküler Durgunluk” (Summers): Gelişmiş ekonomilerdeki düşük yatırım eğilimini açıklar.

Literatüre Katkı: Bu teorileri birleştirerek şu zengin anlatıyı oluşturuyoruz: Doların “ayrıcalıklı sorumsuzluğu”, Asya’dan gelen “küresel tasarruf bolluğunu” kendine çekmiş, ancak bu sermaye ABD’nin “seküler durgunluk” eğilimi nedeniyle reel yatırımlara değil, tüketime ve finansal varlıklara yönelmiştir. Bu durum, hem 2008 krizinin temelini hazırlamış hem de Çin ile olan ticaret açığı döngüsünü yaratmıştır. Bu sentez, konuyu tek bir teoriyle açıklayan analizlerden daha derinlikli bir perspektif sunar.

5. Uzun Vadeli Tarihsel Perspektif

Bölüm, sorunu sadece Trump döneminin bir politikası olarak değil, 1970’lerden bu yana devam eden yapısal bir dönüşümün sonucu olarak ele alır.

Ana Argüman: ABD’nin tasarruf ve yatırım oranlarındaki düşüş, ticaret dengesindeki bozulma ve küresel ihracattaki payının değişimi gibi trendler, 50 yıllık verilerle (Bkz. Grafik 5, 6, 9) incelenir.

Literatüre Katkısı: Bu uzun vadeli bakış açısı, ticaret savaşının anlık bir siyasi manevra olmadığını, küresel ekonomik güç dengelerindeki tektonik kaymaların ve ABD ekonomisindeki köklü zayıflıkların bir yansıması olduğunu gösterir.

Özetle, bu kitap bölümü, ABD-Çin ticaret savaşını, ABD’nin içsel ve yapısal bir krizinin dışa vurumu olarak yeniden tanımlayarak literatüre önemli bir katkı yapmaktadır. Popüler anlatıların aksine, sorunun temelini Çin’in yükselişinden ziyade, doların küresel sistemdeki rolünün ABD ekonomisi üzerinde yarattığı uzun vadeli deformasyona bağlamaktadır. Bu argümanını ampirik verilerle ve farklı ekonomik teorilerin özgün bir senteziyle destekleyerek, konuya dair daha derin ve daha bütüncül bir anlayış sunmaktadır.

https://www.ozguryayinlari.com/…/view/911/4371/10083

Yorum yapın