Peyami Safa, Yalnızız romanında keskin bir ironiyle şöyle der: “İnsanların yüzde doksan dokuzuna bakkal hesabından fazla matematiğin lüzumu yoktur.”
Bu cümle, ilk bakışta eğitimin faydacılığına yöneltilmiş basit bir eleştiri gibi görünür; ancak Safa’nın felsefi alt katmanında çok daha derin bir dünya görüşü gizlidir.
O, bir çağın zihniyetini, insanın bilgiyle kurduğu ilişkiyi, hatta modernliğin ölçü saplantısını hicveder.
Cumhuriyet’in ilk yıllarında matematik, tıpkı fen ve teknik gibi, “ilerlemenin ölçüsü” olarak görülüyordu. Batı’ya yetişmenin yolu, bilimsel düşünceden geçiyordu.
Bu nedenle, dönemin eğitim anlayışı, insanı hesap edebilen, ölçebilen, formüllerle düşünebilen bir varlık hâline getirmeye çalışıyordu.
Peyami’nin yaşadığı dönemde bu yöneliş, rasyonel aklın kutsanmasıyla birleşmişti. Matematik, sadece bir bilim değil, neredeyse bir iman alanıydı.
Ancak Peyami Safa, insanın sadece akıl varlığı olmadığını, ruha, sezgiye, vicdana ve duyguya ait bir derinliği olduğunu her fırsatta vurgulayan bir yazardı. Onun bu cümlesi, tam da bu tek yönlü “rasyonalist” zihniyete bir başkaldırıdır. Çünkü bakkal hesabından fazla matematik, eğer insanın ruhunu beslemiyorsa, sadece sayılarla ölçülen bir dünyanın soğukluğuna hizmet eder.
Safa’ya göre asıl eksik, aklın değil, anlamın yoksunluğuydu. O, insanın yaşadığı çağda makinenin, formülün, ölçünün ön plana çıkıp kalbin geri plana atılmasından rahatsızdı. “Yüzde doksan dokuz” ifadesi, istatistiksel bir ironi değil, aslında ruhsuzluğun toplumsal yaygınlığının göstergesidir.
Matematik, Peyami’nin zihninde bilgiyle değil, yaşama tarzıyla ilgilidir. Hesap edebilen ama hissedemeyen bir toplumun, eninde sonunda kendini mekanikleşmeye mahkûm edeceğini sezmiştir. Bu nedenle onun sözleri, sadece bir eleştiri değil, bir uyarıdır:
İnsan, ölçüyü öğrenirken ölçüsüzleşmesin.
Bugün bile bu cümle güncelliğini korur. Çünkü çağımız, her şeyi sayıya indirgeyen, algoritmalarla tanımlayan bir çağdır. Peyami Safa’nın sesi, hâlâ uzaktan yankılanır:
“Bakkal hesabını bil, ama insanı hesaba katmadan hiçbir hesabı tam sanma.”