Peyami Safa’nın Yalnızız romanından bir parça…
Selmin’in annesi, kızının evlenmeden hamile kalması karşısında sarsılmıştır. Toplumun gözündeki “ayıp”, onun için Tanrı’nın gazabından bile ağırdır. Titreyen bir sesle Besim’e döner:
“Bu büyük bir rezalet, Besim! Besim, sigarasını yavaşça kül tablasına bastırır, gözlerini annesinin korkuyla dolu yüzünden ayırmadan konuşur:
“İstanbul’da hele züppe bir köyde bu büyük bir mesele değildir. Orta Anadolu’da herkes kızcağızın başına bela kesilir; zavallı babasını bile öldürürler. Bir Macar köyünde kızın oturduğu evin kapısına zift sürülür, lanet yağdırılır.”
1. “Züppe köy”ün anlamı
Peyami Safa, “züppe köy” ifadesiyle aslında modernleşmenin sığ ve yapay biçimini eleştirir.
Bu ifade hem ironiktir hem acı bir teşhistir: İstanbul’un “züppe köyleri”, Batı taklitçiliğiyle gelenek arasında kalmış ahlâkî bir karmaşa bölgesidir. Bu tür çevrelerde, günah değil, görünüş önemlidir. Yani ahlâkın özü değil, sosyete usulü biçimi yaşatılır. Selmin’in günahı, burada yalnızca “ayıp”tır; hatta bir tür skandal magazinidir. Bu nedenle Besim, “züppe köy” diyerek o çevrelerin ahlâksızlık içindeki ikiyüzlülüğünü iğneler.
2. “Zift sürülür”ün anlamı
Macar köyüne ilişkin bu sahne — “kızın kapısına zift sürülür” — ahlâkın ritüelleşmiş şiddetini anlatır. Zift, kara, yapışkan ve çıkarılması zor bir madde olduğu için, günahın silinmez damgasıdır. Sosyolojik olarak bu, kadının bedenine işlenen sembolik lanetin dışa vurumudur.
Bu ritüelde kadın, suçlu değil, toplumun kendi bastırdığı arzuların günah keçisidir. Zift, ahlâkın simgesel şiddetidir — hem karartır, hem lekeler, hem de “temizlik” iddiasında bulunur. Oysa Besim’in cümlesi, bu davranışı bir lanetleme ayini olarak teşhir eder:
“Fakat bütün bu yerlerde aynı şey olur: İnsan, insanı affetmeyi bilmez.”
Bu cümleyle Peyami Safa, medeniyet farklarının ötesinde bir evrensel vicdan körlüğünü gösterir.
3. Anne ve Besim Karşıtlığı (Güncellenmiş)
| Anne | Besim | |
| Bakış açısı | Toplumun gözü | Vicdanın gözü |
| Ahlâk kaynağı | Utanç ve gelenek | Empati ve düşünce |
| Dil | “Rezalet” | “Affedememek” |
| Duygu | Korku ve utanç | Merhamet ve eleştiri |
| Düzlem | Sosyal | Felsefi / metafizik |
Anne, toplumun dilini tekrar eder; Besim, toplumun dilini çözer. Anne, rezaletin kaynağını insanın dışına (komşulara, mahalleye) yerleştirir; Besim ise suçu insanın içindeki affedememe duygusunda bulur.
4. Psikolojik ve Metafizik Yorum
Annenin tepkisi kolektif bilinç düzeyindedir; Besim’in cümlesi ise varoluşçu farkındalık düzeyindedir. Freudyen düzlemde anne, süperegonun toplumsal biçimini temsil eder — toplumun yasası, annenin ağzından konuşur. Besim ise bu süperego baskısına karşı bireyin içsel ahlâkını, yani vicdanın özgür alanını savunur. Metafizik düzlemdeyse, Safa’nın düşüncesi şuna varır: Tanrı affeder, toplum affetmez. Toplumun Tanrı rolüne soyunması, insanı yalnızlaştırır.
Bu yüzden Yalnızız romanında ahlâk, artık kurtuluş değil, yargı makinesi haline gelmiştir.
Besim bu makineyi görür ve söküp atmak ister.
Sonuç
Selmin’in annesi, “rezalet” diyerek toplumsal utancın sesi olur. Besim ise “affedememek” diyerek insanlığın trajik yalnızlığını dile getirir. “İstanbul’da züppe bir köyde mesele değildir; Anadolu’da cinayettir; Macar köyünde zift sürülür… Ama her yerde aynı şey olur: İnsan, insanı affetmeyi bilmez.”
Bu cümle, sadece bir ahlâk eleştirisi değildir —aynı zamanda insanın insan üzerindeki lanetinin felsefî özetidir.
“İstanbul’da hele züppe bir köyde bu büyük bir mesele değildir.
Orta Anadolu’da herkes kızcağızın başına bela kesilir, zavallı babasını bile öldürürler.
Bir Macar köyünde kızın oturduğu evin kapısına zift sürülür, lanet yağdırılır.
Fakat bütün bu yerlerde aynı şey olur: İnsan, insanı affetmeyi bilmez.